PCOS Serüvenim: Bedenimi Tanımayı Öğrendiğim Yolculuk

PCOS Serüvenim: Bedenimi Tanımayı Öğrendiğim Yolculuk

PCOS ile tanışmam, hayatımın genç kızlık döneminde başladı. O yıllarda bedenimin bana verdiği bazı küçük sinyallerin, yıllar sonra hayatımda bu kadar önemli bir yer tutacağını bilmiyordum.

Genç kızlığımda düzenli bir regl döngüm vardı. Bu nedenle hormonal anlamda herhangi bir problem yaşayabileceğimi düşünmüyordum. Ancak zaman içerisinde yüzümde hafif tüylenmeler başladı. Bunun yanında özellikle tatlıya ve hamur işlerine karşı belirgin, hatta zaman zaman kontrol etmekte zorlandığım bir düşkünlük oluştu.

O dönem bunların birbirleriyle bağlantılı olabileceğini bilmiyordum.

22 yaşında PCOS tanısı aldığımda benim için yeni bir dönem başladı. Bir anda bedenime farklı bir gözle bakmaya başladım. Regl döngüm düzenli olsa bile, vücudumun bana başka yollarla bazı mesajlar verdiğini fark ettim.

PCOS benim için yalnızca hormonal bir tanı olmadı. Aynı zamanda duygusal iniş çıkışların, beslenmenin, hareketin, uyku düzeninin ve yaşam biçiminin bedenimizle ne kadar bağlantılı olduğunu anlamaya başladığım bir süreçti.

Bazı dönemlerde ruh halimde belirgin değişimler yaşıyordum. Kendimi daha hassas, daha dalgalı ve zaman zaman kendimi anlamakta zorlandığım bir ruh hali içerisinde bulabiliyordum.

Sonra kendime şu soruyu sordum:

“Bedenimde olanları sadece dışarıdan müdahale ederek mi yönetmeliyim, yoksa yaşam biçimimi değiştirerek bedenime destek olabilir miyim?”

Ben ilaç kullanmayı tercih etmedim.

Bu benim kişisel tercihimdi ve benim için doğru olan yol, yaşam tarzım üzerinde çalışmak oldu. Beslenme düzenimi değiştirdim. Tatlı ve hamur işi tüketimimi ciddi anlamda gözden geçirdim. Daha dengeli beslenmeye başladım.

Ve egzersizi hayatımın bir parçası haline getirdim.

Başlangıçta bunu yalnızca fiziksel görünümüm için yapmıyordum. Zamanla egzersizin benim için yalnızca kilo veya vücut şekli olmadığını fark ettim. Metabolik sağlığım, enerjim, ruh halim ve bedenimle kurduğum ilişki açısından da çok değerli hale geldi.

Süreç içerisinde insülin değerlerimde düşüş gördüm. Vücut yağ oranım azaldı ve bedenimdeki değişimleri yalnızca aynada değil, kendimi hissetme biçimimde de fark etmeye başladım.

Fakat benim için en önemli değişim rakamlardan çok daha farklıydı.

Bedenimi dinlemeyi öğrendim.

Eskiden bir belirtiyi yalnızca ortadan kaldırılması gereken bir problem olarak görebiliyorken, zamanla onun bedenimin bana verdiği bir mesaj olabileceğini anlamaya başladım.

PCOS bana şunu öğretti:

Her kadın aynı şekilde PCOS yaşamaz.

Kimi kadında adet düzensizliği ön plandadır, kiminde akne ve tüylenme, kiminde kilo veya metabolik sorunlar… Bazı kadınlarda ise belirtiler çok daha silik olabilir.

Benim regl döngüm düzenliydi. Ama bu, hormonal anlamda her şeyin mükemmel olduğu anlamına gelmiyordu.

Bu yüzden bugün genç kızlarla ve kadınlarla konuşurken, özellikle “Benim regl dönemim düzenli, o halde bende hormonal bir problem olamaz” düşüncesinin her zaman doğru olmadığını anlatmanın önemli olduğunu düşünüyorum.

Çünkü bazen bedenimiz yüksek sesle değil, küçük işaretlerle konuşur.

Ve o işaretleri fark etmek, bedenimizle kurduğumuz ilişkinin ilk adımıdır.

Bugün bir güzellik uzmanı olarak PCOS’a yalnızca estetik açıdan bakmıyorum.

Yüzdeki tüylenme, akne, ciltte yağlanma, pigment değişiklikleri veya vücut kompozisyonundaki değişimler benim için yalnızca güzellik problemi değil. Bazen bunlar, kişinin genel yaşam biçimi ve hormonal dengesi hakkında bize ipuçları verebilen görünür işaretlerdir.

Elbette güzellik uzmanı olarak benim görevim tanı koymak değil. Ama bir kadının bedenindeki değişimleri fark etmesine, doğru soruları sormasına ve gerektiğinde ilgili sağlık profesyoneline yönelmesine yardımcı olabilmek benim için çok kıymetli.

Kendi hikâyem de bana bunu öğretti.

Güzellik yalnızca aynada gördüğümüz şey değildir.

Sağlıklı bir cilt, güçlü bir beden, dengeli bir yaşam ve kendi bedenini anlayabilmek de güzelliğin bir parçasıdır.

PCOS benim için yıllar önce konulmuş bir tanı olarak başladı.

Ama zaman içerisinde bana bedenimi tanımayı, beslenmeme dikkat etmeyi, hareket etmeyi, kendimi dinlemeyi ve en önemlisi bedenimle savaşmak yerine onunla iş birliği yapmayı öğreten bir yolculuğa dönüştü.

Bugün geçmişe baktığımda, genç kızlığımdaki o küçük tüylenmelerin, tatlı ve hamur işlerine olan yoğun isteğimin ve ruh halimdeki değişimlerin benim için aslında birer farkındalık başlangıcı olduğunu düşünüyorum.

Ve bugün genç bir kıza verebileceğim en önemli mesaj şu:

Bedenini sadece görüntüsüyle değerlendirme. Onu dinle. Değişimlerini fark et. Çünkü beden bazen bizden kusursuz olmamızı değil, onu anlamamızı ister.

Benim PCOS serüvenim de tam olarak böyle başladı.

Kendimi değiştirmeye çalışırken değil, kendimi anlamaya başladığımda.